All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 28 Ağustos 2017 21:26

TEMAD Genel Merkez Seçimleri - 2

Öğeyi Oyla
(3 oy)

Bizler, üniformasını çıkarıp mesleğine olan sadakatini emeklilik döneminde de devam ettirmeye çalışan ve sadece kendisi için değil, yönetim şekli doğru ya da yanlış ama kendisi gibi olan herkese kazanımlar elde etmeye çalışan gönül erleriyiz. Bu erliğimizi, derneğimize hiçbir katkısı olmayanların eleştirme hakları olamaz, olmamalıdır. Hem mesleğine, meslektaşına katkı yapmak için için eziyet çekeceksin, geceni gündüzünü bu amaçlar uğruna harcayacaksın, kira ödemeleri, elektrik ödemeleri, stopaj ödemeleri, su giderleri, işçi giderleri, temizlik giderleri gibi can sıkıcı sorunlarla boğuşacaksın, bunları da gönüllü hizmet aşkıyla yapacaksın sonra da iftiralarla, karalamalarla, hakaretlerle üzerine gelinecek… Kusura bakma senin yaptığına lügâtte bir karşılık bulmak için bir ömür harcamak gerekir.

Hem “adalet” arayan bir zümrenin içinde olacak hem de en büyük adaletsizliği kendi haklarını arayan meslektaşlarına yapacaksın. Olur mu hiç?

Geçtiğimiz aylarda şube yönetimlerinin seçimleri vardı. Eğer ki o seçimler öncesinde gidip üye olmamışsan, üye olduğun halde aidatını yatırmamışsan ve dahası yönetimlere de aday olmamışsan ama hala eleştiriyorsan ve bundan sonra da eleştirmeye odaklanmışsan kendini, kusura bakma ama söylediklerin de yazdıkların da hiçbir anlam ifade etmez.

Ben şahsen; “kimse eleştirmesin, kimse tavsiyelerde bulunmasın” falan demiyorum. Bunun ortamlarının facebook olmadığını, sağda solda dedikodu ile bir şey elde edilemeyeceğini söylüyorum.

Eleştiri yapmanın da uygun ortam ve mekânları vardır. Asıl etki buralarda meydana getirilebilir. Oralarda sonuna kadar her türlü eleştiri ve tavsiyelerde bulunulabilir.

·         Şube Genel Kurulları,
·         Şubelerin üyelerine yaptıkları bilgilendirme toplantıları,
·         Genel Merkeze aday olan arkadaşlarımızın şubelere yaptıkları ziyaret toplantıları,
·         Genel Merkez Genel kurulları,
·         Genel Merkeze, şube yönetimlerine ya da başkanlarına; mektup, telefon ya da internet mesaj bölümleri

gibi ortamlarda dertlerimizi anlatmak, tavsiyelerimizi yapmak hatta ağır eleştirilerde bulunmak bunlar elbette faydalı olur.

Ancak sivillerin, resmi kurumların, eşimizin, çocuklarımızın ve bizleri tanıyan meslek dışı dostlarımızın, arkadaşlarımızın gözleri önünde had bildirircesine facebook ortamlarında “Allah yarattı” demeden ağır sözlerle eleştir yapmanın söyleyin Allah aşkına kime faydası var, kimlere zararları var?

Yönetici arkadaşlar Allah tarafından oralara atanmış kişiler değil ki… İşte bunu söylüyorum ben.

Güzel fikirlerinizin icra yerleri, teşkilatımızın yasal organları ve yasal toplantı alanlarıdır. Buralarda fikirlerinizi özgürce icraata dönüştürebilirsiniz. “Bunu yapın” diye tavsiyede bulunuyorum.

Bu çalışmalarda; 30 yıldır, 40 yıldır emek tüketenlerimiz olabilir. Onların bizlere yol göstermesi gerekir. Ama bizler ve daha genç olan ve bu işe gönül veren, kalem oynatan, tavsiyelerde bulunan yeni emekli arkadaşlarımızın heveslerini kıracak sözler edilmemelidir. Mesela; “sen kısa donla gezerken, ben bu işlerin içindeydim” gibi sözler, gelişmenin, değişmenin önünü tıkayan söz ve davranışlar değil midir?

Yani genç arkadaşlarımız sizden bizden daha akıllı daha becerikli, daha heyecanlı olamazlar mı? Böyle kibir, kapris yapacağına gençlerin önüne imkânlar sunacak girişimlerde bulunsan daha iyi değil mi?

Teşkilatçılıkta; kibre, egoya asla yer yoktur. “El elden, akıl akıldan üstündür.”  Bu işe gönül veren, bu alanda emeklilik döneminde hizmet etmek isteyen genç arkadaşlarımıza bayrağı teslim etmek, bizlerin onlara ihtiyaçları olduğunda tecrübelerimizi aktarmamız kadar doğal ve güzel başka bir şey olabilir mi? Biz orta ve ortanın üzerindeki yaşlılar, kendimizi camianın tek yetkilisi gibi görmekten ne zaman vazgeçeceğiz acaba?

Hala TEMAD üyesi olmayan değerli meslektaşım!

Sözlerim belki sizlere dokunabilir. Bence peşinen bana kızacağınıza, sizler için, sizlerin hakları ve emekliliğinizde sizlerin uğrayıp bir çay içebileceği hatta sizler uğrayamasanız bile sizin meslektaşlarınızın uğrayıp bir çay içebileceği güzel sohbetler yapabileceği ortamlar meydana getirmeye çalışanlara neden kızıyorsunuz? Buna hakkınız var mı? Oraya hizmet eden yönetici ve üyeler hiç değilse oralara üye aidatları veriyorlar, onlar saygıyı da sevgiyi de yerden göğe kadar hak ediyorlar, ya sizlerin bir tek kuruş nasibinizin olmadığı yerleri eleştirmeye ne hakkınız olabilir iyi düşündünüz mü? Düşünmediyseniz ne olur bir kez düşünün sonra bana kızacaksanız yine kızın.

Bazen bir arkadaşımız bir paylaşımın altına yorum yazıyor. “Ben bu derneğe üye olmadığım için kendimle gurur duyuyorum” diye yazıyor. Sebebi de; “O yerlerin kahvehane kültürüyle idare edildiği, gidildiğinde kapısının kapalı olduğu, haklarını alamadıkları” v.b. sözler.

Pekala senin o yeri düzeltme ve beğenmediğin halden kurtarma gibi bir gayretin oldu mu? Eğer olmadıysa, üye değilsen, ya da usulen üye olup yıllardır aidat ödemiyorsan orasını nasıl idame ettirecek yönetim? Kirasını nasıl ödeyecek, suyunu, elektriğini stopajını nasıl ödeyecek? Bunları hiç düşündün mü? Yapamazsa kapatsın” diyorsan, tamam bu bir yöntemdir, yarından tezi yok TEMAD kendisini feshetsin. Buna razı mısın?

“Razıyım” diyenleri de duyuyoruz bu arada.

Bizler haklarımız temin etmek için talep mevkiinde olan insanlarız. Bizler talep ederiz, verirler ya da vermezler. Vermezlerse talep etmeye devam ederiz. Bunların farklı yöntemleri olabilir. Belki de hiçbir zaman talep ettiklerimiz alamayabiliriz. Küsüp gitmenin, “alamadınız öyleyse ben yokum” demenim âlemi var mı? Alamadıysak “alamadık” deyip aidiyet cümleleri kurmak ve istemeye devam etmek lazım gelmez mi? Biz alamadık madem neden hep bizden bekliyorsun, “gel o zaman sen al!” deyince neden kızıyorsun? Neden kendi haklarının alınmasını başkalarına ihale ediyorsun hep?

2009 yılında TEMAD üyesi oldum. “Ne oluyor ne bitiyor” diye internete girdiğimde, ta o zamanlardan grupların oluştuğunu, birbirlerine olmadık laflar eden meslektaşlarımızın internet sitelerinin mevcut olduğunu gördüm. Hatta TEMAD resmi sayfası bile kaynayan bir kazandı ve herkes bir birbirine laf sokma, laf yetiştirme derdindeydi. İnanın orası bir “had bildirme”, “stres atma” merkezi gibi çalışıyordu. Orada vurup kıranların birçoğunu şimdi de vurup kıranların safında görmekten çok mustaribim.

Yarın yönetimler değişse sizi temin ediyorum ki yine bitmeyecek bu tavırlar. BİTSİN ARTIK İSTİYORUM.

Buraları “kişisel ikbal yeri” olarak görenleri kaile almadan işimize bakmalıyız artık.

Bir de şunu yapmalıyız. Belgesiz ve bilgisiz konuşanları, iftira atanları, hakaret edenleri, hukuk yoluyla susturmaya ve haklarımızı hukuk üzerinden takip etmeyi mutlaka alışkanlık haline getirmeliyiz. Ağız dalaşına girmektense, medeni insanlar olarak hukuku kullanarak yanlış yapanların mutlaka cezalandırılmasını sağlamalıyız. Bu bizlerin en doğal hakkıdır. Zaten son zamanlarda bu yol oldukça yerinde ve doğru bir şekilde kullanılmaya başlanmış ve nispeten hakaret sesleri kısılmıştır.

Benim bu teşkilatın içine girdiğim 2009 yılında ana sorunlarımız şu şekilde yazılıp çiziliyordu ve bu taleplerimiz haklı olarak; “OLMAZSA OLMAZLARIMIZDANDIR” diye üstüne basa basa vurgulanıyordu.

Şöyleydi “olmazsa olmaz” taleplerimiz:

  1. Assubay ve uzman çavuşlara da 1 inci derece 4 üncü kademeye yükselme hakkı verilmesi.
  2. Polis emeklilerine, gece bekçisi emeklilerine, MİT mensubu emeklilerine 2006 yılından bu yana verilen aylık 100.00 TL, subay, assubay ve uzman çavuş emeklilerine de verilmelidir.
  3. Mecburi hizmet 10 yıla düşürülmelidir.
  4. 2003 yılından beri yapılmayan intibaklar yapılmalıdır.
  5. Subaylara verilen 8 adet tazminatın, hiç değilse bir kısmının assubaylara da verilmesi gerekir.
  6. AMYO’lardan mezuniyet dereceleri 9/2 olarak uygulanmalıdır. (Elan, polislere PMYO’lardan mezuniyet derecesi 9/2 olarak uygulanırken bizlere 9/1 olarak uygulanıyor.

Bu 6 ana başlıktan ilk dört maddeye girenler tüm assubayların yani hepimizin olağanüstü çabaları neticesinde elde edilmiştir. Bu kazanımlar TEMAD’ın öncülüğü sayesinde elde edilmiştir. TEMAD’ın önderliğinde; çalışanlar, emekliler, onların yakınları, uzman çavuşlar, hatta binbaşı seviyesinden alt seviyedeki subaylar ve onların yakınlarının defalarca yaptığı eylemler, teşkilatın iktidarıyla, muhalefetiyle bütün kesimleri abluka altına alması sonucunda kazanılmıştır.

“Hiçbir şey kazanılmamıştır” diye algı yürütenlerin vicdanlarının rahat olup olmadığını ben de merak ediyorum doğrusu. Bazılarımız; “herkese 500 TL. zam yapılmalıydı, herkes 1 inci dereceye düşmeliydi” diye görüş bildiriyorlar. Tamam isteklerinde haklılar ama yukarıdaki talep başlıklarına baktığımızda da; bunlar “herkese 500 TL zam” talebi bağdaşmayan konulardır. Bundan sonra bir başlık daha açılmalıdır ve “ASSUBAYLARIN MAAŞLARINA 500 TL ZAM YAPILMALIDIR” denilerek bu da talep edilmelidir ki gerçekleşirse herkes faydalansın Ama size şimdiden “böyle bir talebin asla gerçekleşmeyeceğini” söyleyebilirim. Bu Boş bir heva ve hevestir. “Assubayların maaşlarına 500 TL zam yapılmasının” gerekçesi ne olacak mesela?” Ama “Tazminat” konusu  ve gerçekleşen “intibak” konusu bizlerin hakkı olan ve kimsenin bir şey diyemeyeceği hususlardır. Özlük hak talepleri de diğer bütün hususlarda olduğu gibi, ayakları yere basan talepler olmalıdır. “Herkese 500 TL zam olsun” şeklindeki taleplerin akılla ya da gerçeklerle bir ilgisinin olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu konular hizmet yılıyla ve okul çıkış dereceleriyle doğrudan alakalıdır. İntibaklarda “herkese 2 derece 3 derece verilmesi” gibi bir olayın asla mümkün olamayacağını, haklı bir istek olmayacağını hepimiz biliyoruz ama nedense böyle taleplerle dahi karşımıza çıkanları görüyoruz. Ancak okul çıkış derece kademesi ve haklı talebimiz olan 9/2 konusunun düzeltilmesi halinde şu an 2/3 olanların da 1 inci dereceye düşecekleri aşikârdır ve mutlaka bu konu her türlü platformda dile getirilmelidir ve gerçekleşmesi için çalışılmalıdır.

Kazanılan haklarımızın tamamı da ”devrim niteliğinde” olan kazanımlardır.

Bizler hakkımız olanı isteriz, her türlü yöntemi deneriz, daha fazlasını isteriz ama verip vermemek iktidarın elinde olan bir şeydir. Bunun için TEMAD’ı suçlamak, oradan desteğini çekmek, sürekli olarak kötülemek akıl karı olmayan bir davranıştır. Nihayetinde biz Tükiye’de faaliyet gösteren 110 bin küsur dernekten sadece birisiyiz.

Tekrar tekrar söylüyorum. Mevcut TEMAD Genel Merkez ve Şube Yönetimlerinin yoğurt yiyişleri gördüğümüz şekliyledir. Bunu beğenmeyenlerimiz ve mevcudun değişmesi iddiasında olanlarımız sadece yazıp çizeceklerine kendileri üyelerden görev talep edeceklerdir. Bunun başka yolu da yoktur. Demokrasi bunu gerektirir.

Kazanımlarımız unutuldu. Bu kazanımlar elde edilince, tıpkı iktisadın özelliklerinden olan, İHTİYAÇLAR SONSUZDUR, İHTİYAÇLAR GİDERİLDİKÇE ŞİDDETİ AZALIR, prensibi gereğince biz de başka taleplere yöneldik. Bu doğal bir durumdur.

Bakın, 1 inci derece 4 üncü kademeye yükselenlerin parasal bir kazanımı olmadı ve “İÇİ BOŞ” diye eleştirildi. Halbuki 3600 ek göstergede olan bir Yarbay ile maaşta statü eşitliği sağlandı bu kazanımla. 1 inci derece 4 üncü kademe talep edilirken zaten maddi bir kazanım elde edilemeyeceği biliniyordu. Bu yolla bir maddi kazanım elde edilemezdi. Ama derece kademe bakımından en yüksek devlet mamuru seviyesine yükseltildik.

1 inci derecenin 4 üncü kademesine kimler yükseldi?

Görevde 1’in 3’ünde iken 1 yıl da fazladan görev yapan bütün assubaylar 1’in 4’üne yükseldiler. Bundan başka, sicilden dolayı yaş haddinden ayrılsa bile 2 nin 6 sından yukarıya çıkamayanlar da İNTİBAK haklarımızın alınması sonucunda 1 inci derece 4 ‘üncü kademeye yükseldiler.

İntibak; aslında bir “Genel Af Kanunuydu” da… Ne sicil engeli bıraktı ortalıkta ne de eğitim v.s adaletsizliğini konuşanlara fırsat bıraktı.

Bu defa da 1 inci derecede olmayanlar yani ¼’e yükselemeyenlerin bir kısmı; “Bana ne 1 in 4 ünden, ben mi yükseldim?” diye yaklaştılar konuya. Yani kurumsal değil bireysel baktılar olaya… Halbuki kazanım hep assubayların kazanımlarıydı. Zümremizin emeklisi ve çalışanı kazanıyordu hep.

Sonra Mecburi Hizmet bizlerin baskısıyla 10 yıla düşürüldü. (Sonradan 15 Temmuz’un etkisiyle ve OHAL ile tekrar 15 yıla çıkarıldı). Bu defa emeklilerin bir kısmı; “bize ne biz çalışıyor muyuz ki buna bir kazanım diyelim” diyerek onlar da BENCİLLİKLERİNİ konuşturdular.

Daha sonra İNTİBAKLAR yapıldı. 120 bin çalışan ya da emekliyi ilgilendiren bir konuydu intibak konusu. Bu intibak konusuna, benim şahsen en yakınımdaki insanlardan bazılarının bile, “MÜMKÜN DEĞİL” anlayışıyla yaklaşırken, bir sabah bir baktık ki, hem de % 99 itibariyle adaletli bir düzenleme ile TBMM PLAN BÜTÇE KOMİSYONUNDAN geçiverdi İNTİBAKLAR. Bu, milyonların yani TEMAD öncülüğünde milyonlarca kişinin yaptığı eylemlerin ve çalışmaların sonucunda bir alın terinin ürünüydü.

Bu düzenlemeyle de “bana ne 1 in 4 ünden ben mi kazandım” diyenlerin maaşlarına ortalama 500.00 TL artış getiren bu düzenleme için, bu defa da 1 inci derecede olanların bazıları; “bize ne, bize bir faydası yok ki İNTİBAKLARIN” diyerek bu büyük kazanımı küçümseme girişiminde bulundular.

Halbuki biz bir Sivil Toplum Kuruluşuyduk. Halbuki biz toplumsal faydayı öne almak durumunda olan bir kuruluştuk. Böyle mi oldu ya? Meslektaşlarımızın bir kısmı daima; TEMAD’ı ve yönetimlerini değerlendirirken, hep kendi ceplerine girenler bakımından değerlendirmeler yapıp, dolayısıyla sağlanan kazanımdan kendisi için bir fayda sağlanmadıysa eğer, hep bencil yaklaşımlarda bulunarak TEMAD’ı ve onun yönetimini eleştirdiler.

 

DEVAM EDECEK…

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 1529 defa

Yorumlar   

0 #1 Mustafa Sadakoğlu 28-08-2017 22:10
İntibak yasası ile bir arkadaşımın sevgili annesi maaşındaki artışa inanamayıp "bu işte kesin bir yanlışlık var" diye ortalığı yıkınca, son çare işin uzmanı (!) diye beni aramışlardı. Teyzeciğim ile konuştuk ikna oldu. Telefonu kapatırken hem vefat eden eşine hem de emeği olan başta TEMAD herkese dualarla selam etmişti. Allah uzun ömürler versin. Vefa iyidir ama erdemdir, herkesten beklemek haksızlık olur.
Ama AKIL öyle mi?
Teşekkür ederim başkanım.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile