All for Joomla All for Webmasters
  • OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

    OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

  • AH ŞU DEVRİMLER

    AH ŞU DEVRİMLER

  • DURUMUN ÖZETİ

    DURUMUN ÖZETİ

  • TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

    TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

  • Yalnızlık Duygusu

    Yalnızlık Duygusu

  • SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

    SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

  • TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

    TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

  • SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

    SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

  • Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

    Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

  • Anayasa hep delikti ki

    Anayasa hep delikti ki

  • Züğürt Ağa Gerçeği

    Züğürt Ağa Gerçeği

  • Ayaş Domatesi Korkusu- Mehmet Ali KILINÇ

    Ayaş Domatesi Korkusu- Mehmet Ali KILINÇ

  • Lider ve Liderlik Kavramı

    Lider ve Liderlik Kavramı

  • TEMAD Yönetimini Uyarıyoruz

    TEMAD Yönetimini Uyarıyoruz

  • Güç, Empati, Kibir ve Liderlik

    Güç, Empati, Kibir ve Liderlik

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Cuma, 12 Ağustos 2016 19:11

TSK’daki FETÖ’cü Mevcudu ve Çokoprens Hesabı

Öğeyi Oyla
(3 oy)

2007 Yılında başlayan kumpas davalar sürecinde basında ve televizyonlarda gerçekleştirilen algı operasyonları o kadar başarılı oldu ki muvazzaf ve emekli askerlerin sokaktaki insanlarla diyaloglarına da yansıdı bu durum. Ne de olsa bu operasyonlar emekli- muvazzaf ayırmadan öğütüyordu Orduya yıllarını vermiş insanları.

haham“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”,“Sana ne zaman sıra gelecek?”, “Adamlar işi gücü bırakmış darbe planlamış.” gibi özellikle operasyon medyası aracılığıyla yaratılan algı ile adeta muvazzafı ve emeklisiyle tüm askerlerin üzerinde baskı kuruldu. Sözlerine aklı başında görüntüsü verenlerin bile itibar ettiği Şizofrenik operasyon elemanı Tuncay Güney’in ifadeleri ve “Heykeli dikilecek savcı Zekeriya Öz’ün” çabaları ile başlayan operasyonlar 2013 yılına kadar sürdü. 2013 Yılına geldiğimizde ise şöyle diyordu Tuncay Güney;

“Ergenekon davası bir projeydi bitti artık. İçerdekilerin çıkması gerekir. Benim yüzümden tabii ki insanlar cezaevine girmesinler. Ben vicdanen rahatsızım. İşkence görmeseydim o konuşmaları yapmazdım. Ergenekon’un temeli sayılan emniyette verdiğim ifadeler geçersizdir. Devlet beni kullandı. Türkiye ’de adalet aramak genelevde bakire aramaktan farksızdır”. 

Zamanında onun sözlerine itibar edenler kıvrak manevralarla sıyrılmaya çalıştılar bu girdaptan. Tuncay Güney’i kullanan “Devlet”in ise gerçekte "Paralel Devlet Yapılanması" olduğunu da öğrenmiş olduk hep birlikte. 

17-25 Aralık sürecinde yaşananlarla ise başka bir boyuta evrildi Devlet içindeki hesaplaşma. Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) tehlikesi iyice anlaşılmış, bu yapı ile mücadele ve tasfiye süreci başlamıştı. Haham Tuncay Güney'in ifadeleriyle insanların bedel ödediği süreci başlatan, yüz kızartıcı suçlardan sabıkalı Osman Yıldırım namı diğer “Osmanım”ın da hamisi, Bu kumpasların simge ismi, “itibarlı!” Savcısı Zekeriya Öz’ün yurtdışına kaçtığını gördük aynı günlerde.

15 Temmuz’dan sonra da gördük ki Şemdinli Kumpasının savcısı Ferhat Sarıkaya’da itirafçı olmuş ve Şemdinli olaylarının düzmece olduğunu itiraf etmiş.

Peşi sıra tüm kumpas davalar bir bir çöktü. Tuncay Güney'in dediği gibi içeridekiler çıktı. Bir tek Atabeyler Davası mahkûmu Yüzbaşı Murat Eren ile Şemdinli Kumpası mahkûmları Asubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş kaldı mahpus damlarında.

Kumpas davalar sürerken televizyonlarda boy gösterenlerin sık sık tekrarladığı bir söz vardı. TSK içinden sızıntılar alt rütbelerden olmuştur. Sürekli tekrarlanan bu sözlerle özellikle Asubaylar hedef alınıyor ve “günah keçisi” yapılmaya çalışılıyordu. Sokakta da TSK içinde de dillendirilmeye başlandı bu söylem. “Alt rütbelerden cemaate gidiş fazla. TSK’dan sızıntılar bunların vasıtasıyla oldu.” Gibi söylemleri duyduk sık sık. Oysa Kayseri’deki Işık Evleri davası dışında kumpaslarda rol alan asubay varlığı hiç yansımadı kamuoyuna. (Yoktur demiyoruz tabi ki.)

TSK’nın üst kısmındaki FETÖ yapılanması ortadayken kumpasa uğrayanların da Kumpası kuranların da hedefinde oldu hep Asubaylar. Bizim gördüğümüz ve dile getirdiğimiz bir şey vardı uzun süredir. Muvazzafıyla emeklisiyle Asubaylar üzerinde bir oyun oynanıyordu. Bu oyunu tezgâhlayanların en önemli KOZU ise yıllardır verilmesi engellenen özlük hakları idi. Çözümü çok basit olan hakların verilmesi bile ciddi dirençle karşılaşıyor. Hiçbir inandırıcılığı olmayan “statü hukuku” , “hiyerarşi” gibi gerekçelerle engelleniyordu birçok iyileştirme.

Asubaylar için kullanılan genel tanımlama “Gayri-memnun zümre” idi. “Üç beş kuruş için kapı kapı geziyorlar”, “Vatan tehlikede ama Asubaylar para peşinde” gibi söylemlerle meselenin para olmadığını bir türlü anlamadıklarını gördük birçok kişinin. 

2011 Yılında TEMAD’da gerçekleşen yönetim ve anlayış değişikliği ile yeni bir süreç başladı. Asubay sorunlarını çözme iradesi gösteren Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile iyi bir hava yakalandı. Ama ne olduysa bir el, bu iradeyi engelledi. Şimdi o dönemde bu iradeyi engelleyenlerin neredeyse tamamı darbe girişimi nedeniyle tutuklu ve TSK’dan ihraç edildi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar göreve başladığında da umutlandı Asubaylar. Hatta bir General görevlendirmişti bu meselelerin çözümü için. Hani bazı asubayların parlatmaya çalıştığı Tuğgeneral. Oysa biz biliyorduk ki bu Tuğgeneral kısa aralarla başka birliklere atansa da yıllardır Genelkurmay Başkanlığında ve Asubay sorunlarını çözümsüzlüğe mahkûm eden mevkilerdeydi hep. 

TSK Üst Yönetimi Asubay meseleleri ile ilgili yaşananları ve karargâhlarda sorunları çözümsüzlüğe mahkûm edenleri incelemeli ve personel politikalarını yeniden belirlemelidir. Güçlü Ordu hedefine ulaşmanın yolunun Asubay meselelerinin doğru yöntemlerle çözülmesinden geçtiği gerçeği göz ardı edilmemelidir. 

Bunca mağduriyete ve aidiyet duygusuna vurulan darbeye rağmen Asubayların muvazzafı emeklisiyle tereddütsüz olarak darbe girişiminin karşısında kararlılıkla yer almasını herkes iyi değerlendirmelidir.

*****

15 Temmuz Darbe girişimi sonucunda TSK’dan ve Jandarma Genel Komutanlığından ihraç edilenlerin listesi yayınlandı. Hâlihazırda Sahil Güvenlik Komutanlığı ile ilgili yayınlanmış bir liste yok. Statülere göre sayıları ve oranları aşağıdaki tabloya çıkardık.

oran

Bu rakamlar ortada iken TSK’daki  FETÖ’cü yapılanma konusunda yürüttüğü davalar nedeniyle bedel ödemiş birisi olan Emekli Askeri Hakim Ahmet Zeki Üçok’un TV’lerde ortaya attığı rakamlar ile kamuoyunda  kafalar hayli karıştı. Sınav sorularının çalınması nedeniyle bu sayının arttığı ve Subay ve Asubayların en az 50’sinin FETÖ ile bağlantılı olduğu iddialarını birçok televizyon kanalında tekrar etti Sn. Üçok. Genelkurmay Başkanlığının darbeye katılanların oranı %1,5 açıklamasına tepki olarak da “Madem FETÖCÜ değiller TSK’nın % 1,5’u darbe yaparken kalan %98,5’i Çokoprens almaya mı gitti?” şeklinde bir analizle de oranlarla ilgili iddialarına dayanak yaratmaya çalıştı. 

Askeri Liselerde ve Harp Okullarında bu yapılanma için gösterilen çaba ve yaşananları Yavuz Selim Demirağ’ın kitabı “İmamların Öcü” ve Mustafa Önsel’İn Kitabı  “Ağacın Kurdu” ile detaylı olarak gördük. Asubay Okulları ile ilgili gerçekten bu oranları doğrulayacak bir çalışma var mıdır bilmiyoruz. Eğer var ise bu ortaya konmalıdır. 97.000 Asubayın yarısı FETÖ bağlantılı dediğiniz zaman 48.500 rakamına ulaşırsınız. Eğer bu iddia somut verilere dayanmıyorsa da TSK içinde herkesin birbirine şüpheyle bakmasına daha da önemlisi sokaktaki insanın da TSK’ya aynı şüpheyle bakmasına yol açar.

imamların öcü  agacin kurdu 

Darbe girişimine fiilen katılan az sayıdaki asubay ortada iken üstelik birçok yerde darbe girişiminin akamete uğratılmasında ciddi işler yapan hatta hayatını kaybedip şehit olan asubayların kahramanlık öyküleri kamuoyunun gündeminde iken bu iddialara ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Bu söylemler devam ettiği sürece TSK ve yakın zamanda İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma/Sahil Güvenlik mensubu asubaylar arasında kurunun yanında yanan yaş olma endişesinin hâkim olacağı da unutulmamalıdır.

En önemlisi de yazının başında bahsettiğimiz Kumpas Davalar sürecindeki söylemler biraz değişiklikle emeklisi ve muvazzafıyla tüm TSK Personeline mal edilerek yeniden önümüze çıkabilir.

Eğer bir millet günümüz dünyasında, devlet çatısı altında güven içinde yaşamak istiyorsa mutlaka MİLLİ ORDUSU olmak zorundadır.  Bu ordu da değişen koşullara göre kendisini her alanda yenilemeli güncel tehdit algılarına göre yapısal değişiklikleri hayata geçirmelidir. Soğuk savaş döneminden kalma, NATO’cu politikalarla belirlenen tehdit algısına göre sürdürülmeye çalışılan yapılanma sağlıklı değildir. “Vekâlet savaşları”nın yaşandığı günümüzde, ordunun içinden devşirilmiş hainlerce bile adeta bir savaş gerçekleştirilebilmektedir. Darbe girişimi başarısızlığa uğramış olsa da nihai olarak Türk Ordusuna ciddi bir darbe vurmuştur.  Bize düşen Türk Ordusunun bu süreçten en az hasarla çıkmasına omuz vermektir.

Savaşların şekli değişmiş, askeri hiyerarşinin yerini başka hiyerarşiler almış iken klasik statükocu ezberlerde ısrar etmenin Türkiye’yi ve Türk Ordusunu getirdiği nokta 15 Temmuz ve peşinden yaşananlardır. 

Türk Ordusunun en önemli sorunlarından birisi, statüler arası dikey geçiş imkânlarının kısıtlı olması bir diğeri ise statü içi yükselme sistematiğin liyakat yerine başka değer yargılarına teslim olmuş olmasıdır.

Son ihraçlarda, Jandarma Asubay Kaynaklı 2015 mezunu 34 Teğmenin tamamının ve 2011-2015 Yüksek Askeri Şura kararları ile terfi eden General/ Amiraller ile General /Amiralliğe yükselen Albayların büyük çoğunluğunun FETÖCÜ darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle yer aldığı ortadadır..

Kariyer beklentilerinin gerçekleşmesi için önünde TSK Hiyerarşisi dışındaki hiyerarşilere biat etmekten başka seçeneğinin kalmadığını gören bazı kariyerist subay ve asubayların bu yapıya, inançlarından ziyade yükselebilmek için dâhil olmuş olabilecekleri varsayımını gözden kaçırmamalıyız. 

Bu varsayım her ne sebeple olursa olsun bunun bir darbe olduğunu bilerek  15 Temmuz hain kalkışmasının içinde ve bu düşüncede olanları aklamak için bir gerekçe değildir elbette. Ancak bu durumun, gelecekte devlet ve ordu yapılanması içinde biat kültürüne dayalı başka hiyerarşik yapıların güçlenmesi durumunda da kariyer beklentisi içinde olanlar bakımından bir tehdit olarak karşımıza çıkacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

Kalın sağlıcakla.

Halil ERGENLİ



Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 10801 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile