All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 03 Nisan 2016 23:34

TSK Basın Açıklamasından Çözüm Sürecine Moral Motivasyon Meselesi…

Öğeyi Oyla
(15 oy)

Genelkurmay Başkanlığı geçtiğimiz günlerde resmi internet sitesinden bazı Basın ve Yayın kuruluşlarına muhtıra niteliğinde bir basın açıklaması yayınladı. Güneydoğu'da devam eden operasyonlarla ilgili haber ve paylaşımlar hakkında sert ifadeler içeren bir yandan da medyada dillendirilen "darbe" söylemlerine karşı “demokrasiye bağlılık” vurgusu yapılan açıklamayı sitemizde aynen yayınlamıştık.

Basın açıklamasının tam metnini bir kez daha okuyalım.

"Ülkemizin ve milletimizin birlik, bütünlük ve güvenliği için, görevlerinin ifasında Anayasa'da belirtilen hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve demokratik toplum olmanın gerekleri prensiplerine bağlılığı temel esas alarak, Anayasa ve yasalar çerçevesinde kendisine verilen görevler doğrultusunda yurt içinde ve sınır ötesinde teröristle mücadele eden TSK; bazı il ve ilçelerde de gece gündüz demeden, hiç bir zorluğa aldırmadan, her türlü fedakarlık ve kahramanlığı göstererek, polis ve korucularla omuz omuza operasyonlarını aralıksız sürdürmektedir.

Hal böyle iken bazı medya organlarında hiç bir dayanağı olmadan yapılan haber ve yorumlar doğal olarak kahraman silah arkadaşlarımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, tüm mensuplarımızı rahatsız etmektedir.

Milletinin engin sevgi ve güveninden güç alan, demokrasiye bağlılığını her ortamda dile getiren Türk Silahlı Kuvvetlerinde idari ve adli mekanizmalar sürekli ve etkin olarak çalıştırılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, mutlak itaat ve tek emir komuta esastır. Hiçbir yasa dışı, emir-komuta hiyerarşisi dışı oluşum ve/veya harekete taviz verilmesi söz konusu değildir.

Bambaşka saiklerle yapıldığı anlaşılan ve hiçbir hukuki, insani, vicdani ve akli dayanağı olmayan, basın etiğinden ve üslubundan uzak, haddini aşan haber ve yorumları yapanlar hakkında hukuki işlemler başlatılmış ve suç duyurusunda bulunulmuştur.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Okuduk ve kendimizce yorumlamaya çalıştık. Basın açıklaması metninden kaleme alanın kimi hedef aldığı açıkça anlaşılmasa da iki ana husus göze çarpıyor. Her ne kadar medyada “darbe” söylemleri ile ilgili boyutu öne çıkarılsa da ilk bölümde “terörle mücadele” faaliyetleri ile ilgili bir içerik var.

İlk paragrafı okuduğumuzda, özellikle Nusaybin’de yaşananlar ve şehit sayısının fazla olması ile ilgili yapılan paylaşımların etkili olduğunu düşündürdü. Saygı Öztürk’ün Sözcü gazetesinin 27 Mart 2016 tarihli nüshasında yayınlamış olduğu “Operasyon bölgesinden gelen yürek sızlatan mektup” başlıklı yazısı ile 29 Mart 2016 Tarihinde yayınlamış olduğu “Operasyon bölgesinde vali asker uyumsuzluğu" başlıklı yazıları bu yazılara örnek gösterilebilir. 

Basın açıklamasındaki “Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, mutlak itaat ve tek emir komuta esastır.” Cümlesini okuduktan sonra Saygı Öztürk’ün yazısında geçen aşağıdaki bölümü de dikkatle okumak gerekir.

"Çok net yazmak gerekirse Mardin Valisi ile Nusaybin’de operasyon yürüten komutanlar arasında bir anlaşmazlık var. Askerin nereye ateş edeceğine bile karışıldığı, şehit sayısının giderek arttığı bir ortamda eğer bu uyumsuzluğa hemen son verilmezse, sıkıntı daha da büyüyecek gibi…

Hakkari’de, Diyarbakır’da vali ile yaşanmayan sorunların, Nusaybin operasyonunda Mardin Valisi ile yaşanması açıkçası Genelkurmay Başkanlığı’nın da gündeminde… Sinirlerin zaten gergin olduğu yörede bir de devlet görevlileri arasında sorunlar yaşanıyorsa bu operasyonları da hayli etkileyecektir.

Vali, askerden destek ister ama operasyonu da kendisinin yönettiğini sanmamalı. Diğer illerde yaşanmayan sorun Nusaybin’de yaşanıyor, şehit sayısı da diğer yerlere göre fazlaysa bu sorunu çözmek için daha ne bekliyorsunuz?" 

Nusaybin’de kısa sürede önemli sayıda şehit verilmesinde Mülki Amir olan Vali’nin belirleyici rolü ve sorumluluğu ile ilgili medyada ve sosyal medyada dile getirilen iddialar incelenmeli ve çözülmelidir. Binaların %90’ı tuzaklanmışsa “binalara zarar verilmemesi" gibi mantıksız bir emrin kıymet-i harbiyesi olmamalıdır.

*****

Terör(ist)le mücadelede canla başla çaba sarf eden TSK ve Emniyet mensuplarının moral ve motivasyonu TSK Üst kademesinin olduğu kadar hepimizin önceliği olmalıdır. Moral ve motivasyonu olumsuz etkileyecek her türlü haber, paylaşım ve icraat kabul edilemez. Ancak sahada olan insanlar seslerini duyuramıyor ve bunu medya aracılığıyla yapma ihtiyacı duyuyorsa TSK kendi iç işleyişini ve iletişim kanallarını da sorgulamak durumundadır.

Profesyonel personel ağırlıklı olarak sürdürülen terör(ist)le mücadele faaliyetlerinin ana unsurlarından olan asubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların durumunu gözden kaçırmamak gerekir. Mücadelenin ana unsuru olan Jandarma Özel Harekât timlerinin lider kadrosu Asubaylardan oluşmaktadır. Dolayısıyla Sn. Mustafa C. Sadakoğlunun Ağustos 2016'da kaleme aldığı “Asubayların saha liderliği” konsepti artık TSK’nın olmazsa olmazı olarak karşımızda durmaktadır. TSK Asubayların çözüm bekleyen sorunlarını görmezden geldikçe ve çözümünü geciktirdikçe bunun olumsuz yansımalarını görmeye devam edecektir.

basbakan konyaAsubaylar açısından baktığımızda son dönemlerde Asubayların moral ve motivasyonunu bozan en önemli husus kurum içi uygulamalar ve özlük hakları hususunda yaşanan adaletsizliklerdir. Kurum içi uygulamaların muhatabı Genelkurmay Başkanlığı ise de özlük hakları ile ilgili konuların öncelikli muhatabı hükümettir. Seçim meydanlarında Başbakan Sn. Ahmet Davutoğlu tarafından verilen sözlerin özellikle de Konya Mitinginde söylemiş olduğu “Astsubay emeklilerinin makam, görev tazminâtı ve intibâklarını yapıyoruz, 2003 öncesi ile sonrası arasında hiçbir fark olmamasını sağlıyacağız.” Şeklindeki sözü halen tutulmamıştır.

Bu sözün intibak kısmının çözüldüğünü ancak tüm asubayları ilgilendiren makam, görev tazminatı kısmının çözülmediğini görmezlikten gelerek iktidar partisi sözcülerince verilen "vaatlerimizi yerine getirdik" şeklindeki beyanatlar gerçeği yansıtmamaktadır. Askeri vesayeti bitirdik iddiasında olan bir iktidarın “Tazminatlarınızı biz vereceğiz ama Genelkurmay engelliyor.” deme hakkı da yoktur. 

TSK içindeki en ciddi sorunlardan birisi ise TSK Disiplin Kanunu ile yaratılan iklim ve bu nedenle yaşanan sıkıntılardır. Kurum içindeki çalışma barışının önünde ciddi bir engel olan çağdışı TSK Disiplin Kanunu en kısa zamanda yeniden ele alınarak evrensel hukuk kurallarına uygun hale getirilmelidir. 

*****

Asubaylar bugüne kadar TSK tarafından gerçekleştirilen hiçbir darbenin ana unsuru olmamış aksine her darbe döneminden sonra en çok zarar görenlerin arasında yer almıştır.

27 Mayıs dâhil olmak üzere 12 Mart, 12 Eylül ve sonrasında Post modern darbe olarak adlandırılan süreçlerin tamamında Asubaylar özlük haklarında kayba uğramıştır.

Yakın zamana kadar TSK mensuplarının maruz kaldığı kumpas davalarda tam bir TSK düşmanı profil çizen, TSK’nin rutin faaliyetlerinde bile darbe izleri arayan gazetecilerin bugün ABD tarafından dillendirilmeye başlayan darbe söylemine dört elle sarılmış görüntülerini ciddiye alarak basın açıklaması yapmak tabiri caizse "muhtıra vermek" gereksiz bir adımdır.

TSK’nin Basın açıklamasına dört elle sarılan gazete ve televizyonlara baktığımızda bu basın açıklamasının neye hizmet ettiğini daha iyi anlayabiliriz. Bizce bu basın açıklaması tıpkı Yaşar Büyükanıt’ın 27 Nisan E-Muhtırası gibi danışıklı bir metindir.

Başbakan’ın bu husustaki açıklaması ise şöyle:

"Genelkurmay Başkanı ile haftalık görüşmemizi bu hafta yapamadık, kendisi yurtdışındaydı. Ama pazartesi günü bir görüşmemiz oldu. Bu konuları konuştuk, ele aldık. Genelkurmay Başkanımızın yaptığı açıklama hem benim iznimle yapılmıştır hem de ben bu açıklamanın arkasındayım. Hiçbir şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin demokratik sistemin dışındaymış, başka bir yerindeymiş gibi takdim edilmesini kabul etmem. Genelkurmay Başkanımızın bu konudaki görüşlerini ifade etmesi, benimle istişare edilmiş bir husustur. Dolayısıyla herhangi bir şekilde demokratik teamüllere aykırı da görmüyorum. O bakımdan aynı görüşleri ben de belirtiyorum. Bu tür söylentilerin odağı ya da aracı gibi kullanılmasına izin vermeyiz."

*****

Tam yazımı bitirecektim ki T24 Haber sitesinde Başbakanın Çözüm Süreci ile ilgili açıklamaları gözüme ilişti. 

“Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecine ilişkin olarak, "Halkın çözüm sürecinden beklediği şey, silahların tümüyle terk edilmesi. Böyle bir şey olursa, 2013 Mayıs’ına dönülürse, o zamanki gibi PKK tüm silahlı unsurları Türkiye dışına çıkarıp ülke içinde tek bir silahlı unsur kalmazsa, her şey konuşulabilir" dedi. "Spesifik olarak Ceylanpınar’da 2 polisimizi gece yarısı evinde şehit etmemiş olsalardı çözüm süreci bitmezdi" diyen Davutoğlu, "Operasyon başlatma gibi bir derdimiz yoktu" ifadesini kullandı.”

Genelkurmay Başkanlığı’nın basın açıklamasındaki “moral motivasyon” bölümüne bir daha baktım. Başbakanın açıklaması Terörle canla başla mücadele edenlerin kabul edebileceği bir durum mudur? PKK “tamam ben çıkacağım” deyince Canını kanını veren yiğitlere“bırakın çıksınlar” mı diyeceksiniz?

Bugün onlarca şehit vermemizin alt yapısının ve hazırlığının yapıldığı, şehirlerin silah ve patlayıcı deposuna dönüştürüldüğü çözüm süreci kepazeliğinin ne şekilde olursa olsun gündeme gelmesi nasıl bir öngörüsüzlüktür. Hele ki çözüm sürecinin bitişini 2 polisin evinde şehit edilmesine bağlamak…

İki polis şehit edilmese;

Şehirlerin silah ve cephane deposuna dönüştürülmesine, 

Öz yönetim ilan etmelerine, 

Kendi asayiş birimlerini kurup yol ve kimlik kontrolleri yapmalarına,

Kışlalarımızın içine kadar girip gönderden Türk Bayrağını indirmelerine,

YPG’ye destek vermek için peşmergelerin davul zurna eşliğinde topraklarımızdan geçmesine

 Göz yummaya ve müsaade etmeye devam mı edecektiniz?

1 3 4

Sayın Başbakana son sözümüz; 

nusaybin sehit1Bölücü hainlerle yeniden masaya oturarak “çözüm süreci” denilen kepazeliği başlatmayı aklınızdan bile geçirmeyin. 

Seçim meydanlarında Ordunun Belkemiği Asubaylara sorunlarıyla ilgili verdiğiniz sözleri yerine getirin. 

Çok geç kalmadan…

Nusaybin ve Şırnak’ta Şehit düşen Kahraman Silah Arkadaşlarımız ve Polislerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Vatanın bölünmez bütünlüğü için canlarını veren bu yiğitlerin şehit düştüğü topraklara geçmişte olduğu gibi peşmerge kılıklı hainlerin ayaklarının bir daha değmemesi dileklerimle.

Halil ERGENLİ

(E) Dz. Asb. Kad. Kd. Bçvş.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 6092 defa

Yorumlar   

0 #1 mehmet sevgili 04-04-2016 15:33
Siyasetçi:sōzūnūn arkasinda duran,sōylemleri ile parildayan insandir,onun için kitleleri peşinden sûrûkler,insanlar,inanirlar tarihsel olurlar,ebedidirler,onun için ast.sb sinifi tahammulsūzlūğe girmiştir,oyaladiklari için,haklarini ala madiklari için,buda bş.bkn.konya mitingi sôzūdūr..syglr.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile